sanırım biri yakışıklı adamlar ya evlidir ya da eşcinseldir dediğinde accayip bir teori (?) ortaya attığının farkında değildi; ama ben xavier dolan'dan sonra bu teoriye tüm kalbimle inanıyorum. (ha brad pitt hala bir istisna orası ayrı mevzu.)

hipster'lardan hoşlanmayanları falan bi kenara bırakalım, adamın saçı ve tarzı gayet sevimli. ama asıl üzerine laf gevelemek istediğim bunlar değil, dolan'ın ilk filmi j'ai tue ma mere. yani annemi öldürdüm. daha popüler olan filmi les amours imaginaires olmakla birlikte (ki tesadüfler sonucu haa o film o film miymiiiiiş, diyerek rastgeldiğim filmdir kendisi) daha fazla ödüllü filmi de ilki. filmin 2009 yapımı olması şu ayrıntıyı da gözümüze sokuyor: adam filmi on dokuz yaşındayken çekmiş ve izlerseniz göreceksiniz ki on dokuzunda gayet yüksek bi algı ve yorumlama olgunluğuna erişmiş kendisi.

tabi kaydın amacı film tanıtımı olmaktan çok birkaç anne temalı kayıt okuyunca benim de kendi anne - kız ilişkimi sorgulamamamı buralara yansıtmaktı; ama pek olmadı. yine de diyebilirim ki erkek olsaydım veya biraz daha az duygusal yapıda, olanı biteni aptal gibi içine atmayan birisi tepkilerim hubert'le aynı olurdu.

insanın anne - babasına sarılmaktan, özellikle annesine dokunmaktan kendini çok, çok uzak hissetmesi daha ileriki yaşlarda olması gereken bir şey diye düşünüyorum (ya da belki de hiç olmaması gereken bir şey) ; çünkü bu kadar erken olunca birini ne kadar seversen sev, ne kadar değer verirsen ver 'sarılmak' içi boş bir eylem oluyor. yaptığın hediyelerle o boşluğu doldurmak istiyorsun. yine de o yarım kalmışlık içinde, gözlerinde bir yerde kendine bir yer buluyor ve bir türlü ne kadar sevdiğini gösterememekten korkuyorsun. gösterdiğin zamanların da seni hep yüzüstü bıraktıklarını hatırlayarak. oysa dokunmak ne güzeldir.

2 yorum :

Sam dedi ki...

dokunmak ne güzeldir.

ekin dedi ki...

hı - hım.